|seçilenler|siyaset|Ekonomi|ısparta ilçeleri|ıspartaspor|Türkiye|sdu|Sağlık|Teknoloji|Magazin|Video|Kadın|Dünya
 

28 ŞUBAT KOMUTANLIĞINDAN S.D.Ü. REKTÖRLÜĞÜNE!.....

28 ŞUBAT 1997 rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler adı altında 406 Sayılı Kararı destekleyen(polis amiri iken) ve sonraki dönemlerde baş örtülülerin üniversiteye girmemesi için imza atan ve bugünün S.D.Ü rektörü Hasan İBİCİOĞLU

Kategori  Kategori : sdu
Tarih  Tarih : 03 Aralık 2011 01:23

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto Yazı Boyutu

  28 ŞUBAT 1997 rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler adı altında 406 Sayılı Kararı destekleyen(polis amiri iken) ve sonraki dönemlerde başörtülülerin üniversiteye girmemesi için  imza atan ve bugünün S.D.Ü rektörü Hasan İBİCİOĞLU olduğu, kamuoyu tarafından bilinmekte iken o dönem den bu döneme geçen sürede, sayın İBİCİOĞLU’nun hayatında ve düşüncelerinde ne gibi bir değişiklik olduğu, bu süre zarfında hangi cemaat gruplarıyla iş birliği yaparak, S.D.Ü REKTÖRLÜĞÜ’ne geldiği, 28 şubat kararlarını destekleyen imzasının Rektörlüğe giden yolda nasıl karşısına çıkmadığı.

    Kamuoyu tarafından merak edilen sorular arasında. 28 Şubat denilen sürecin Türkiye'de İslam'ın engellenmesine yönelik bir faaliyet olduğu herkes tarafından bilinmekte iken Sayın İBİCİOĞLU bu kararı destekleyen, ilk imzayı atan olarak kamuoyuyla ve kendi vicdanı ile yüzleşmesi açısından bir açıklama yapması bekleniyor.

    Rektörlüğe geldiği dönemden bu güne kadar S.D.Ü içerisindeki yapılaşmanın çarpıklığı ve tarafçılığın hat safhaya çıktığı yandaş gruplarla iş birliği yapılarak kadrolaşmaya gidildiği iddaalar arasında yer alıyor.

   Ayrıca Süleymen Demirel Üniversitesi’nin bünyesinde bulunan konuk evi müdürlüğü hakkında çıkan haberlere kayıtsız kalan Rektör İBİCİOĞLU haberlerin doğruluğu karşısında, ilgililere hiçbir işlem yapmaması iddaaların doğuruluğunun yandaşlığın önüne geçememesi ,Sayın İBİCİOĞLU ‘nun taraflılığını bir kez daha ortaya koymuş oldu…

 

İŞTE SAYIN İBİCİOĞLUNUN DESTEK VERDİĞİ KARARLAR.

 

 

·  1-Anayasamızda cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4'üncü maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması icin mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır.


·  2-Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Millî Eğitim Bakanlığı'na devri sağlanmalıdır.


·  3-Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihraklarin etkisinden korunması bakımından: a)8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalıdır. b)Sadece 8 yıllık temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği Kuran kurslarının Millî Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

·  4-Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık, aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü, milli eğitim kuruluşlarımız, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır.


·  5-
Yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı, bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı'nca incelenerek mahalli yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordine edilerek gerçekleştirilmelidir.


·  6-
Mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.


·  7-İrticai faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek TSK'yi dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının silahlı kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalıdır.


·  8- İrticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasadışı örgütlerle irtibatları nedeniyle TSK'dan ilişkileri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkan verilmemelidir.

·  9- TSK'ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalıdır.

·  10-Bu maddenin tam metnini Turkiye'nin uluslararası ilişkilerini ilgilendirdiği için yayınlayamıyoruz.

·  11-Aşırı dinci kesimin Türkiye'de mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.

·  12-T.C. Anayasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasası ve bilhassa Belediyeler Yasası'na aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır.

·  13-Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye'yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalıdır.

·  14-Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.

·  15-Kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtari örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır.


·  16-Özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalı ve bu tür yasadışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile öngörülmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalıdır.


·  17-Ülke sorunlarının çözümünü "Millet kavramı yerine ümmet kavramı" bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yollardan önlenmelidir.


·  18-Büyük Kurtarıcı Atatürk'e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındakı 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.

 

Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 28 Şubat kararlarının ardından gelişen olaylar şöyledir:

  

Refahyol hükümeti nin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın 'havada yakıt ikmali' olarak tanımladığı başbakanlık görevini hükümet ortağı DYP genel başkanı Tansu Çiller'e vermek amacıyla 18 Haziran 1997'de istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu. Ancak Demirel, hükümet ortaklarının arasındaki protokolü dikkate almadı ve hükümeti kurma görevini TBMM'de çoğunluğu olmayan muhalefete, ANAP genel başkanı Mesut Yılmaz'a verdi.

Daha sonraki bir aylık müddet zarfında, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, birçok DYP milletvekilini bizzat arayarak partilerinden istifa etmeleri gerektiğini, etmezler ve Mesut Yılmaz hükümeti güvenoyu alamazsa askeri darbe olacağını tehdit olarak öne sürerek,10 DYP grubunun parçalanmasını sağladı. 12 Temmuz'da Mesut Yılmaz başkanlığında ANAP - DSP - Demokrat Türkiye Partisi arasında kurulan 55. hükümet TBMM'den güvenoyu aldı.

MGK'nın 28 Şubat kararlarının ardından özellikle 18 Nisan 1999 seçimlerine kadar süren zaman diliminde 14 Ağustos 1997'de 8 yıllık kesintisiz eğitim kanunu TBMM’de kabul edildi. Bu kanunla İmam Hatip Liseleri dahil Meslek Liselerinin ortaokul bölümleri kapatıldı. Ayrıca Meslek Liselerinden mezun olanların ÖSS Üniversite'ye Giriş Sınavından aldıkları puanla kendi bölümleri dışında tercih yapmaları halinde ortaöğretim başarı puanlarının daha düşük katsayı ile hesaplanması kararı alındı. Buysa apaçık "İmam Hatip Liselerinin önünün kesilmesi" demekti.kaynak belirtilmeli21 Mayıs 1997'de Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın, Anayasa Mahkemesi'nde Refah Partisi için açtığı kapatma davası 1 yıl sonra sonuçlandı. 17 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi, Refah Partisi'nin, "laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri saptandığından" içerikli gerekçeyle kapatılmasına karar verdi. RP'nin mallarının Hazine'ye devredilmesi de kararlaştırıldı. TC Anayasasının 84. md./son fıkrası hükmü gereğince Necmettin Erbakan ve 6 partilinin milletvekillikleri 22 Şubat 1998 tarihinde sona ermiş ve beş yıl süreyle parti üyeliği yapmaları yasaklanmıştır.

Yeraltı irticai faaliyette bulunduğu iddiasıyla Aczimendi grubunun lideri Müslüm Gündüz 1997'de IBDA-C örgütünün lideri Salih Mirzabeyoğlu'da 1998'in son günlerinde İstanbul'da yakalandı. Daha sonra Başbakanlık Takip Kurulu ve Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarından hazırlanan rapora göre, güvenlik ve istihbarat birimleri, 1997'de 2 bin 956 kişiyi, 1998'de ise 4 bin 420 kişiyi "irticai faaliyetlere katıldıkları" gerekçesiyle gözaltına aldı.

 

 

 

 

 

      HABERİ PAYLAŞ Bookmark and Share
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

 

EN ÇOK OKUNANLAR

 

SON YORUMLANANLAR

     
     
     
     

    SON HABERLER

     

    Kullanım Şartları | Reklam Verin | Künye | RSS | Bize Ulaşın |

    Tüm Hakları Saklıdır & ispartanews.com
     

    isparta haberleri Rss Haber, ısparta haber,ısparta haberler,ısparta news,haber ısparta,ısparta secim,ısparta siyaset,akp aday,haber32,manset32,