|seçilenler|siyaset|Ekonomi|ısparta ilçeleri|ıspartaspor|Türkiye|sdu|Sağlık|Teknoloji|Magazin|Video|Kadın|Dünya
 

Niye hep yanlış kişiye aşık oluyoruz

Evlenmeden önce sorulacak 25 soru ve aklınıza gelen herşey ,bunları okumadan evlenmeyin

Kategori  Kategori : Kadın
Tarih  Tarih : 07 Nisan 2015 19:41

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto Yazı Boyutu

Evlenmeden önce sorulacak 25 soru


Çocuk sahibi olmak istiyor musun? Eğer istiyorsan ne zaman ve kaç tane?
Evlilikte eşitlik senin için ne kadar önemli?
Ailene ne kadar yakın olacağız? Her hafta görüşmek zorunda mıyız mesela?
insel ihtiyaçlarımız ve tercihlerimiz hakkında açıkça konuşabilir miyiz?
Diğer yarın olabilir miyim?
Arkadaşlarımı sever misin?
Arkadaşlarınla sık sık görüşmemi bekler misin?
Para senin için ne kadar önemli?
Tatillerimizi nerelerde geçireceğiz?
Askerliğini yaptın mı?
Borçları nasıl ödeyeceğiz?
Paramızı nasıl biriktireceğiz?
Eğer bir gün birbirimize kaba davranıp şiddet gösterirsek aile terapistine gitmeyi ister misin?
Sabah ve akşam rutinlerimiz neler olacak?
Ev işlerini nasıl paylaşacağız?
Gerçekten çok kaba davrandığında, biraz uzanmak ve sakinleşmek ister misin?
Sık sık seyahat eder miyiz?
Nereye yerleşmek istiyorsun?
İşten çıkarılırsak veya ikimizden biri çalışamayacak durumda olursa ailemizi nasıl geçindireceğiz?
Emekli olunca nerede yaşayacağız?
Özel günlere ne kadar önem veriyorsun?
Hayvanları sever misin? Hangi hayvanı beslemek istersin?
Hayır kurumlarına bağış yapar mıyız?
Ailen için ileride bir bakım planın var mı?
Sağlık geçmişinle ilgili gizlediğin bir şey var mı? Kendimi hazırlamam gereken bir hastalığın var mı?
Her konuda aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz, değil mi?





Niye hep yanlış kişiye aşık oluyoruz



Yaprak Çetinkaya/Formsanté

Ne trafik, ne borsa, ne politika… Hemen herkesin öncelikli isteği hayatını paylaşacağı bir eş bulmak. Öncelikler sıralamasında birinci sırada yer alsa da en çok sorun da bu alanda yaşanıyor. Evlenilecek erkek kalmadığını düşünenler, evlenip de “Ben ne yaptım?” diyenler, her yeni ilişkiye büyük umutlarla başlayıp her bitişte depresyona girenler… Ve daha ne hikayeler… Söz konusu romantik ilişki olunca günlerce, aylarca hatta yıllarca konuşulacak malzeme bulmak zor değil. Peki, özellikle şehirli insanın ilişkilerle sınavının ardında ne yatıyor? Kendi parasını kazanan, kendi evinde yaşayan, bağımsız görünen kadınlar hep bir erkekle tamamlanmak istiyor ama ilişki kurmakta neden bu kadar zorlanıyor ve hep kısır döngülerin içinde dolaşıyor?

Verdiklerimiz bize geri dönüyor

Spritüel Gelişim Danışmanı Gülnur Ünal da bu tabloyu doğruluyor ve “Evet, hep aynı özellikler, aynı seçimler ve sonunda ‘Niye benim başıma hep bu geliyor?’ diye soranlar çok. Hiçbir zaman kendimize dönüp bakmıyoruz. Oysa kişi bumerang gibi neyi atarsa o kendisine geri dönüyor. Siz kendinizi sevmiyorsanız karşınızdakinden sevgi bekleyemezsiniz. Kendinize değer vermiyorsanız karşınızdaki de size değer vermez. Ama her ilişkide diğerini suçlama döngüsü kırılana kadar karşınıza hep aynı tarzda kişiler gelir, aynı tür ilişkiler kurulur. Hep başkalarını eleştirdikçe karşınıza sizi eleştirecek insanlar çıkar. Eleştiriyorsunuz, yargılıyorsunuz, sonrasında bir de bakıyorsunuz karşınızda hep sizi eleştirenler var. Bu kısır döngüyü fark eden ve değersizlik kodunu kıran ise mucizeyi yaşamaya başlar.”

Hayat boyu bu kısır döngüyü fark etmeden hep dışarıyı suçlayarak devam edebilirsiniz ya da şu andan itibaren “Ben ne yapıyorum da hep aynı şeyleri yaşıyorum?” diye sorgulamaya başlayabilirsiniz. Seçim sizin… Eğer seçiminiz farkındalıktan yana olursa hayatın özünü ve mutluluğu da fark etmiş olacaksınız.



Neden başlamalı?

Gülnur Ünal, değersizlik duygusunun ve kimseyi bulamama halinin altında kendine güvenmemenin yattığını belirterek, “Bizim asıl kopamadığımız ise bilinçaltımızda toplum ve aile tarafından atılan kodlar. ‘30 yaşına kadar evlenmek, 35 yaşından önce doğurmak gerek’ gibi aileden gelen öğrenilmişlikler bilinçaltımıza yüklenmiş durumda… Yaşamın içinde bunlarla harekete geçiyoruz. Bunları kırmak gerekiyor. Ancak bunu yaparken de önümüze sınavlar geliyor. Değişim yaşanırken bir de bakıyoruz ki karşımıza bizi değersiz hissettirecek kişiler çıkıyor. Aslında bir sınavdan geçiyoruz. Hepsi bizi güçlendirmek, bir adım daha ileri gitmemiz için geliyor. Pes etmediğimiz noktada ise mucize gerçekleşiyor” diyor. “Niye hep yanlış kişiyi buluyorum?” sorusundaki ‘yanlış kişi’ tanımını değiştirmek gerektiğini belirten Ünal şöyle devam ediyor: “O yanlış kişi aslında bir öğretmen. Bize öğreteceği bir şey var. O rolünü tamamlıyor ve gidiyor. Ben bu gidişi ayrılık olarak tanımlamıyorum. Ayrılık yok, sadece yeni başlangıçlar var. Herkes karşısına çıkan insandan bir şeyler öğreniyor ve sonra yollar ayrılıyor. Belki de bu ilişkide öğrendikleriniz sizi çok güzel bir aşk için hazırlıyor.”


Ben bu dersi anlamadım?

Her ilişkiden ders almak söze döküldüğü kadar kolay olmuyor. Biten ilişkilerin ardından karşı tarafı suçlamak bize çok daha kolay ve konforlu geliyor. Kendimizle yüzleşmemek için bu konfor alanından çıkmıyoruz çünkü yüzleştiğimizde her şeyin daha kötü olacağını sanıyoruz. Gülnur Ünal, “Bırakın her şey daha kötü olsun, karışsın, çünkü karıştıktan sonra emin olun her şey düzelecek. Bir ilişkinin sonuna geldiyseniz olumsuz duyguların esiri olmak yerine hiç korkmadan kendi içinize dönün ve ‘Neleri yanlış yaptım da böyle oldu?’ diye sorun. Korkmayın, konfor alanından çıkın ve bunu yapmanın yeni bir başlangıç için atılmış bir tohum olduğunu fark edin” diyor.

Gülnur Ünal, toplum olarak bu anlamda konforumuza düşkün olduğumuzu belirtiyor ve ekliyor: “Nice evlilik biliyorum, yıllardır aynı evde, farklı odalarda yaşayıp evli kalmaya devam ediyorlar; çünkü o düzene, toplumdaki konuma, maddi güvenceye alışıp bu konforu kaybetmek istemiyorlar. Oysa konforlu sanılan bu alan eğer ki çocuklar da varsa onlar için hiç konforlu olmuyor. Çocuklar huzursuz ve sevgisiz bir dünyada büyüyor.”



Bazen ağlamak da gerekiyor

“İdeal ilişkinin tanımı nedir?” diye sorduğumuzda Gülnur Ünal şöyle yanıt veriyor: “Herkes onu arıyor ama bunun tek bir tanımı yok. İlişkinin başarısı kişinin karakteri ve beklentisine bağlı… Kendimizi tanımaya başladıktan ve belli aşamalardan geçtikten sonra ne istediğimizi daha iyi biliyoruz. Ve bu kendini tanıma ve değişim yolcuğu hiç bitmiyor. Oysa biz direkt kabule geçiyoruz, süreçlere saygı duymuyoruz. Bundan sonra başka bir travma yaşamamak için şimdi ağlamamız gerekiyorsa ağlamalıyız, belki biraz yalnız kalmalıyız. Oysa onun yerine hemen gezelim, yiyelim, içelim, alışveriş yapalım istiyoruz. Süreçleri gerektiği gibi yaşamayınca aynı döngüler tekrar tekrar yaşanıyor.”



Ruhunuza emek verin

Kendimize nasıl döneceğiz, yaşadıklarımızın bizdeki hangi konuları yansıttığını nasıl fark edeceğiz? Kişisel gelişim kitaplarından meditasyona, nefes seanslarından bireysel çalışmalara kadar herkesin yolu farklı… Ancak her zaman sabırlı olmak, bir günde mucizeler beklememek, onun yerine ruhumuza emek vermek ve karşılığında başarıyı, sevgiyi, huzuru kazanmak gerekiyor.

Ruha emek vermek için kendimizle baş başa kalmak ve kendimizi dinlemek konusunda cesur olmamız gerektiğini belirten Ünal, “Hayat koşuşturması içerisinde bunu yapamıyoruz. Hep kalabalıklar içerisinde olmak istiyoruz çünkü o kalabalıklar bizi koruyor, mutluymuş gibi gösteriyor. Hep bir dik durma çabası var. Bu sırada kendimizden uzaklaşıyoruz. Sorunları anlatmayı o kadar çok seviyoruz ki sürekli bir şeyler anlatıyoruz ve her kafadan bir ses çıkıyor. Herkes kendi düşüncesini bize aktarıyor, ister istemez o düşünceler de bize kodlanıyor. Tıpkı ailenin ve toplumun kodları gibi sorun çözmek için de bilinçaltında dışsal kaynaklı yeni kodlar oluşuyor. Oysa kendimizi herkesten soyutlayıp tek başımıza kalabilmeyi başarsak her şey bir süre sonra düzelecek” diyor.


Evliliklerde dönüşüm mümkün

Hayat eşinizi bulduğunuzu düşünüp bir evlilik yapmış ve bugün “Doğru muydu?” diye kararınızı sorguluyor olabilirsiniz. Spiritüel Gelişim Danışmanı Gülnur Ünal, “Eşinizle bilinç seviyeniz aynı noktaya geliyorsa ve birbirinizden bir şeyler öğrenebiliyorsanız o evlilikte ayrılık olmayacaktır. Ancak siz ruhunuza emek verip bilinç seviyenizi yükseltirken partnerinizi eleştirip, ondan da aynı azmi beklememelisiniz. Siz sadece kendinize odaklanın, karşınızdakinde de mutlaka değişim olacaktır. Olmadığı noktada ise ayrılık yaşanacaktır. Değişimi ve bu riski göze almalısınız” diyor.


Dışardan nasıl algılanıyorsunuz?

İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste 5 dakikanızı ayırın... Verdiğiniz şıkları bir yere not edin....


1) Çok kalabalık bir lokantada, sipariş vermek için bekliyorsunuz. Fakat garson sizi 15 dakikadır görmüyor.

a) Garsona seslenerek el sallar, dikkatini çekmeye çalışırsınız.

b) Bir daha yanınızdan geçtiğinde nazikçe gülümser ve kibarca artık sipariş vermek istediğinizi söylersiniz.

c) Beklemeye devam edersiniz. Nasıl olsa bir ara sizi görüp gelecektir.


2) Haksızlık...

a) ... sert bir biçimde cezalandırılmalıdır.

b) ... değiştirilemez, en mantıklısı göz yummaktır.

c) ... karşısında elinizden hiçbir şey gelmez.


3) Çok keyifsiz bir gününüzdesiniz...

a) Sinirinizi gizlemeye çalışmaz, neye sinirlendiyseniz belli edersiniz. Böylece keyfiniz tekrar yerine gelir.

b) Sıkıntınızı sadece yakın arkadaşlarınızla paylaşırsınız. Neşeli halinize geri dönmeniz biraz uzun sürebilir.

c) Kendi kendinizi dinler, keyfinizi kaçıranın ne olduğunu çözersiniz. Keyfiniz zaten çok çabuk yerine gelir.


4) En samimi kız arkadaşınız kuaförde saçlarını yaptırmış, fakat çok kötü görünüyor. Ona ne dersiniz?

a) 'Kuaföre mi gittin? Çok hoş olmuş' diyerek arkadaşınızın moralini bozmamaya çalışırsınız nasılsa olan olmuştur.

b) 'Hala en yakın arkadaşımsın' diyerek, hoş bir şekilde beğenmediğinizi anlatırsınız.

c) 'Eski saçların daha güzeldi' diyip net bir şekilde beğenmediğinizi ona söylersiniz.


5) Dostane ama sizi sürekli lafa tutan komşunuz, çok aceleniz varken size merdivenlerde rastlarsa...

a) Onu sabırla dinler, lafını kesmezsiniz. Elbet bir ara diyecekleri bitecektir.

b) Kibarca çok aceleniz olduğunu söyler, hızlı adımlarla uzaklaşırsınız.

c) Konuşmayı çabucak bitirmesi için kestirme laflarla cevap verir, sizi lafa tutup engellediğini tavırlarınızla belli edersiniz.


6) Kayınvalideniz yaş gününüzde size çok zevksiz bir kazak hediye etti...

a) Mutlaka teşekkür edersiniz, ama kazağınız dolabınızın en alt çekmecesinde yerini alır.

b) Hemen içine bakıp, değiştirme kartı olup olmadığını kontrol edersiniz.

c) Kayınvalidenizin sizin zevkinizi hala anlamamış olması canınızı sıkar ve gecenin ilerleyen saatlerinde bunu kendinize dert edersiniz.


7) Mutfakta başarılı olmamanıza karşın kek yaptınız...

a) Kimse yaptığım kek hakkında yorum yapmaz.

b) Gülümseyerek inatla insanların kekimi nasıl bulduklarını sorarım.

c) İkram etmeden önce keki denemek için yaptığımı mutlaka söylerim ve yanında pastaneden aldığım kurabiyeleri de koyarım.

8) Bir lokantaya giriyorsunuz ve yanınızdaki çiftin insanlara bakarak fısır fısır konuştuklarını fark ediyorsunuz...

a) Sinir olurum, başkaları hakkında böyle alenen konuşan insanlardan hiç hoşlanmam.

b) Bir şey düşünmem!

c) Çok şeker bir çift olduklarını ve birbirlerini yeni tanıyan heyecanlı aşıklar olduklarını düşünürüm.

9) Sabah koşu yaparken, sizden çok daha genç olan iş arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz ve o gülümseyerek sizi hızlıca geçiyor.

a) Kalan tüm gücünüzü toplar siz de onu geçersiniz.

b) Siz de ona nazikçe gülümsersiniz, sporda hızlı olması sizden daha formda ve daha ince olduğunu göstermez.

c) Temponuzu hiç bozmazsınız, yavaş olmak hiç sorun değilmiş gibi davranırsınız.

10) Girdiğiniz mağazada tatlı dilli bir tezgahtar size çok yüksek fiyatlı bir pantolonu satmaya uğraşıyor.

a) 'Bir daha bu dünyaya ne zaman geleceğim' diye düşünür, pantolonu tereddüt etmeden alırsınız.

b) Paranıza kıyamaz ve mağazadan çıkarsınız.

c) Tezgahtara tekrar düşüneceğinizi söyler, evinizin yolunu tutarsınız.

11) Patavatsızlık yapıp, birilerini kırdığınız oluyor mu?

a) Elbette çok sık oluyor.

b) Hayır asla kırmam çok dikkatli davranırım.

c) Nadiren olur ama bunu asla kasten yapmam.

12) İnsanlara iltifat etmeyi sever misiniz?

a) İltifat etmesini de almasını da çok severim.

b) Eğer gerçekten öyle düşünüyorsam söylerim, iltifat olsun diye değil.

c) Evet ara sıra iltifat ederim, herkes biraz övgü duymak ister.
Ve işte test sonuçları: Bakalım insanlar sizi nasıl buluyor?

9-25 puan arası

Kesinlikle çevrenizle çok uyumlu birisiniz. İnsanlarla rahat iletişim kurmak, yanlarında kendinizi huzurlu hissetmek sizin için son derece önemli. Dikkat etmeniz gerekenler: Tüm gücünüzü insanlara ayırmayın, kendinizle ilgilenmek için de zaman yaratın. Seveceğiniz bir kitap, güzel köpüklü bir banyo ya da doğayla baş başa bir yürüyüş. Tüm bunlar biraz rahatlayıp kendinizle baş başa kalmanızı sağlayacaktır.

26-46 puan arası

Sempatik bir görüntünün, tüm kapıları açan bir anahtar olduğunun farkındasınız. Çevrenizle ilişkilerinizde kendinize fazlasıyla güveniyorsunuz ve beceriklisiniz. Dikkat etmeniz gerekenler: Düzgün davranmaya o kadar uğraşıyorsunuz ki, içinizdeki 'ben' bir türlü dışa çıkamıyor. Ara sıra taşkınlıktan çekinmeyin. İçinizdeki 'ben'i dışarıya çıkarın, gerçekten neyi arzuluyorsanız onu yapın ve herkes sizi daha az sevecek diye endişelenmeyin.

47- 68 puan arası

İçiniz dışınız bir. Hiç kimse görüş ve düşünceleriniz konusunda ikilemde kalmıyor. Zaten siz de ikilemde kalmayı, kimsenin işi ikircikli bırakmasını istemiyorsunuz. Dikkat etmeniz gerekenler: Ara sıra zayıf yönünüzü göstermenin bir zararı dokunmaz. Ara sıra çekilin bir kenara ve kendinize biraz soluk aldırın. Hem böylece başkaları siz olmadan da bir şeyler yapmaya çalışacaktır.


O erkek size aşık mı acaba?

Bir erkeğin size aşık olup olmadığını anlamak için her gün çiçek göndermesini, kapınıza gelip serenat yapmasını beklemeyin. Bazı ayrıntılar size aşık olduğunu gösterecektir.İşte o ayrıntılar

O erkek size aşık mı acaba?
1) GÖZ TEMASI Aşık erkek, aşık olduğu kadınla göz teması kurmaya ve bunu sürdürmeye bayılır. Eğer size karşı ilgisi olmasa, zaten çaba harcayıp gözlerinizin içine derin derin bakmaya yeltenmezdi bile. Aşık erkek göz temasından hoşlanan erkektir. Eğer hayatınızın erkeği gözlerinizin içine bakıyorsa, sakın gözlerinizi kaçırmayın, siz de ondan hoşlandığınızı belli edin.


O erkek size aşık mı acaba?
2) VÜCUT DİLİ Sadece göz kontağı kurmasıyla değil aynı zamanda tüm beden diliyle kendini belli eder aşık erkek. Sizinle konuşurken bacak bacak üstüne atıp, kollarını kavuşturmayan, bir nevi gardını almayan bir erkek size karşı açıktır. Siz de vücut dilinizi ona karşı açık olduğunuzu gösterecek şekilde ayarlayın ki o da sizin onunla ilgili olduğunuzu anlasın.


O erkek size aşık mı acaba?
3) İLGİYLE DİNLEMEK Centilmen ve aşık erkek konuşmalarında sadece kendinden bahsetmez, sizin fikirlerinize ve hayatınıza da önem verir ve sizi can kulağıyla dinler. Siz de aynen onun sizi dinlediği gibi tüm ilginizi ona vererek onun fikirlerini dinleyin ve söyleyeceklerine önem verin. Aynı fikirde olmadığınız zaman da bunu belirtmekten çekinmeyin. Dürüstlük her zaman beğenilen bir meziyettir.


O erkek size aşık mı acaba?
4) FİZİKSEL TEMASEğer biriyle buluşuyorsanız ya da o kişiden hoşlanıyorsanız, onunla fiziksel yakınlık kurmaya çalışmanız çok normal. Örneğin konuşurken sizi anladığını göstermek için elini kolunuza koyması ya da kapıdan önce geçmenizi sağlamak için sırtınıza dokunması gibi davranışlar samimiyet göstergesidir. Muhtemelen siz de aşık olduğunuzda bu tür temaslar kurmaya çalışıyorsunuz, unutmayın aşık erkeğin de bu hareketleri yapmasının sebebi sizinkilerle aynı.


O erkek size aşık mı acaba?
5) SORULAR SORMASI Bir erkeğin sizinle ilgili olduğunun en önemli göstergelerinden biri sizin ilgi alanlarınıza merak duymasıdır. Her ne kadar kendisi yogayla ya da örgüyle ilgilenmese bile, siz anlatırken sizin adınıza heyecanlanıp, size sorular soruyorsa bu bir aşık erkek sinyali olabilir.

O erkek size aşık mı acaba?
6) SEBEPSİZ ARAMALARGerçekten aşık erkek, hal hatır sormak için ilk buluşmanın üstünden beş gün geçmesini beklemez. Aşık olan bir erkek sesinizi duymayı özlediğinde, sizi merak ettiğinde arar. Onun için gününüzün nasıl geçtiğini sormak, sizi aramak için yeterli bir sebeptir. Son zamanlarda yaşadığınız ilişkiler çok fazla ciddiyeti olmayan ilişkilerse eğer, onun bu yürek ısıtan hareketi sizi şaşırtacaktır. Onun bu dikkati sizi şaşırtmasın, tam aksine bu ilginin tadını çıkarın.

O erkek size aşık mı acaba?
7) GÖRMEK İSTEMESİAşık erkek sizi sadece aramakla kalmaz, düzenli olarak görmek de ister. Bu bir Cumartesi gecesi ateşli bir randevuya çıkmak anlamına gelmiyor. Sizinle hafta sonu ya da hafta içi zaman geçirmek istemesi en önemli göstergelerden biridir. Sizi film izlemeye ya da kahve içmeye davet ediyorsa ya da alışveriş yaparken yardım etmeyi öneriyorsa, sizinle gerçekten ilgileniyor demektir.

O erkek size aşık mı acaba?
8) ZAMAN HARCAMASIZaman değerlidir. İşten ve günlük hayatın koşuşturmacasından ne yazık elimizde zaman namına geriye pek fazla bir şey kalmıyor. Bir erkeği aşık erkek yapan da işte tüm bu meşguliyete rağmen size hala zaman ayırması. Bir geziye çıkmadan önce sizi görmek istemesi, gezideyken sizi araması, romantik mesajlar atması ve dönüşte buluşma planları yapması onun aşık bir erkek olduğunun en büyük göstergelerinden biri.

O erkek size aşık mı acaba?
9) SİZİ SAKLAMAMASIBirlikte olduğunuz kişi sizi ilgi ve hediye yağmuruna tutuyor fakat etrafındakilere tanıştırmıyor mu? Eğer ortada böyle bir durum varsa şüphelenmeye hakkınız var. Ciddi olan aşık erkekler arkadaşlarına, aile fertlerine ciddi oldukları kişilerden bahsederler. Bahsettiğinde ise sadece sizin ne kadar çekici olduğunuzdan değil aynı zamanda ne kadar ilginç, akıllı ve komik olduğundan da söz ediyorsa bu durum aşkın en önemli göstergesidir.

O erkek size aşık mı acaba?
10) ARKADAŞLARINIZI TANIMAK İSTEMESİAşık erkek size yakın olan insanları tanımak ister. Kadın avcısı bir erkek, bu fırsattan yararlanıp, kız arkadaşlarınızla flört etmeye bakarken, aşık bir erkek arkadaşlarınızın hikayeleriyle ilgilenirken sadece sizinle flört eder. Onun bu ilgisine karşılık siz de, eğer ilgiliyseniz, onunla flört edebilirsiniz.




Güçlü bağlara sahip, mutlu evlilikler için 10 altın öneri


Evlilikleri, farklı öykülere sahip iki bireyin beraber yaşama kararı alması olarak tanımlayan Eylem Sönmez,

Mutlu evliliğin sırları...


Farklılıklara rağmen hayata geçen evlilik kurumunun, bazı durumlarda güçleri ikiye katlayan ancak bazı durumlarda ise tam tersi bir sürecin yaşanmasına neden olabilen bir ortaklık olduğunu ifade ediyor.
Uzman Psikolog Eylem Sönmez'e göre, bireylerin huzurlu ve doyum içeren bir ilişki yaşayabilmeleri, karşılıklı uyuma ve birbirlerini tamamlayabilecek özelliklere sahip olmalarına bağlı.
Birbirlerinin kişisel özelliklerine ve farklılıklarına saygı duyan çiftlerin ilişkilerini uyum içerisinde sürdürdüklerinin altını çizen Sönmez, bunların yanında, ilişkiyi sürdürmeye dair duyulan inanç ve arzunda önemli olduğunu bildiriyor.
Evlilikte, istek ve çabanın diri tutulmasının da önemli olduğunu belirten Sönmez'e göre, çabanın ve isteğin istikrarsızlığı, ilişkiyi çıkmaza sokan önemli unsurların başında geliyor.
Sönmez, aile yapılarının, karakter özelliklerinin, eğitim seviyelerinin ve zevklerin birbirine uyumunun, ilişkilerde ortaya çıkan problemlerle başa çıkılmasını kolaylaştıran unsurlar olduğunun da altını çiziyor.
. Farklılıklar, erkeği kadına kadını erkeğe üstün kılmayan özelliklerdir.
Bunun bir üstünlük değil bir özgünlük olarak kabul edilmesi gereklidir. Unutulmamalıdır ki farklılıklar, rutini bozan heyecanlara zemin hazırlar.
2. Çiftlerin yaşamdan beklentileri ve amaçları uyumluluk göstermeli, çift ruhsal ve cinsel uyuma sahip olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, birbirlerini seven ve paylaşma duygusuna sahip çiftler birbirlerini mutlu eder.
3. Fiziksel, sözel ve davranışsal ve psikolojik şiddet, mutlu bir evlilikte olmaması gerekenlerin başında gelir.
4. İlişkide çatışma yaşandığında çiftler sakinliğini koruyarak sorunu çözme yoluna gitmelidirler. Davranışsal ve yapıcı eleştirilerle çözüm için uğraşmalıdır.
5. İlişkide ortaya çıkan herhangi bir sorun, asla çiftlerden birine mal edilmemelidir;
Çünkü evlilik iki kişiliktir. Var olan bir sorunda, kadın ve erkeğin değişen oranlarda sorumlulukları bulunmaktadır.
6. Araştırmalar, evliliğin ilk yıllarında ve ilk çocuk doğduktan sonra çiftlerin birbirlerine ayırdıkları zamanın azaldığını ortaya koymaktadır.
Bu dönemlerde eşler, birlikte düzenli vakit geçirecekleri programlar yapmayı ihmal etmemelidir.
7. Eşlerden biri ya da her ikisinin cinsel sorunlar yaşamaları durumunda yardım almaya açık olmaları önemli bir diğer husustur.
8. Eşlerden birinin iletişim ya da öfke kontrol problemleri varsa yine bahsi geçen konularda profesyonel yardım alınması, ilişki açısından oldukça önem taşımaktadır
9. Evlilikte dostluğun devamı, konuşmak, dertleşmek ve destek olmak vazgeçilmez bir özelliktedir.
İlişkiye zarar verdiği düşünülen üçüncü şahıslara sınır koyma, ilişkiye dahil etmeme de önemli ve gereklidir.
10. Çiftler evlilik süresince yaşanabilecek krizlere direnebilme ve ilişkiyi ayakta tutabilme becerilerini geliştirebilir ve gerektiğinde profesyonel yardım alarak yaşanan çatışmalara dışarıdan bakabilmelidir.




Sağlıklı bir ilişki için 10 kural



İlişkilerin mutlu ve sorunsuz sürmesi aslında çok da zor değil. Karmaşık bir yapıya ve hassas dengelere dayalı olan kadın-erkek ilişkisinin başarısı, tavsiye edilen birtakım basit ama önemli kurallara uymakla mümkün olabiliyor. Uzmanlar mutlu ve uzun süreli ilişkiler ruhen ve fiziksel olarak da insanları canlandırdığını belirtiyor. Sorunlu ilişkilerde nerede yanlış yapılıyor? Sağlıklı ilişkilerin püf noktaları neler? Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut merak edilen tüm soruları, sağlıklı bir ilişkinin olmazsa olmaz 10 kuralını açıklıyor.

Günümüzde sorunlu ilişkiler kronikleşirse korkulan son kaçınılmaz oluyor

Hemen hemen herkes yaşadığı ilişkinin ne kadar “sağlıklı” olduğunu merak eder durur. Dergilerde testler yapılır, eş dost ile kıyaslanır, çay sohbetlerinde hep ilişkiler konuşulur. Oysa ki bir ilişkinin ne kadar sağlıklı olup olmadığını o ilişkiyi yaşayan kişiler zaten bilir.

Hissedilen mutsuzluk, huzursuzluk, anlaşmazlıklar, çatışma ve endişeler, ilişkinin ne kadar “hastalandığına” işaret eder. İlişkideki “ben “ ve “sen”i kaybetmek, ilişkiyi enfekte eden en önemli unsurdur. Ben ve Sen olamayanlar, sağlıklı “biz”i oluşturamazlar.

İlişkideki sağlıklı “sen, ben ve biz”i oluşturmak ve mutlu bir ilişki için gerekli 10 altın kuralı Uzman Psikolog Selin Karabulut açıklıyor;

1. Her konudaki duygu ve düşüncelerinizi onunla rahatlıkla paylaşabiliyor musunuz?

2. Evin işlerini ve sorumluluklarınızı, adil bir şekilde partnerinizle paylaşıyor musunuz?

3. Baş başa zaman geçiriyor musunuz? Buna hevesli misiniz? Geçirdiğiniz zamandan keyif alıyor musunuz?

4. Cinsel hayatınız sizi tatmin ediyor mu?

5. Bireysel ilgi alanlarınız ve hobileriniz var mı? Bunlara yeterince zaman ayırıyor musunuz?

6. Partnerinizden bağımsız bir sosyal hayatınız var mı?

7. Bir problemle karşılaşıldığında, ortak bir çözüme ulaşabiliyor musunuz?

8. Partnerinizle kısa ve/veya uzun vadeli ortak hedefleriniz var mı?

9. Partnerinizin yokluğunda onu özlüyor, yanındayken kendinizi iyi hissediyor musunuz?

10. Birbirinizin, birbirinizden ayrı bir özeli-mahremi olduğunu kabul ediyor ve buna saygı duyuyor musunuz?





Kadınlar ve erkekler hakkında ilginç bilgiler
Kadınlar ne zaman susar, erkekler neye değer verir? Kadınlar neden çok konuşur, erkekler neden adres sormaz? Kadınlar ve erkekler hakkında ilginç bilgiler haberimizde açıklıyoruz, hemen okuyun!

Kadınlar ne zaman susar, erkekler neye değer verir? Kadınlar neden çok konuşur, erkekler neden adres sormaz?

Erkekler neden adres sormaz? Erkekler için kadınlar tarafından “istersen adresi birine soralım” gibi yardım önerilerinin gelmesi; erkeğin kendini yetersiz, beceriksiz ve zayıf hissetmesine yol açar.
Ayrıca, bu durumu erkekler, “kendi başına yapamazsın” iması olarak algılar ve rahatsız olurlar. Çünkü erkek, yapısı gereği kadına sahip çıkmak, güven vermek ve yeterli olmak ister.
Kadınlar neden adres sorar? Kadınlar için erkekler tarafından “adresi tarif edeyim”, “kariyer planını şu şekilde yapmalısın” gibi önerilerin gelmesi; kadınların kendini değerli, çok sevilen hissetmesini sağlar.
Çünkü kadın erkekten, kendini korumasını, sahip çıkmasını ve yol göstermesini bekler.
Kadınlar ne zaman susar? Karşısındaki erkeğe artık güvenmeyip, ilişkilerini kesmek istediklerinde susar.
Söyleyecekleri sözlerin karşısındaki erkeği inciteceğini düşündüğünde susar.
Kadınlar, kimseyle konuşmak istemedikleri ve içine kapandıkları anlarda susar.
Erkekler ne zaman susar? İşten eve geldiğinde, televizyon karşısında dinlenmek istediğinde susar.
Sevişme sonrasında, mutluğu ve huzuru hissetmek istediğinde susar.
Gün içinde yaşadığı olayları anlatmak değil saklamak istediği için susar.
Erkekler neye değer verir? Erkekler, ilişkilerinde karşı taraf için yeterli olmaya, başarı ve güce değer verirler. Her zaman kendilerini kanıtlama, güç ve becelerini sergileme, geliştirme ihtiyacı hissedelrer.
Erkekler için en önemli değer, yapacağı bir işin sonucunda ne alacağını bilmesidir.
Kadınlar neye değer verir? Kadınlar, sevgiye, iletişim, güzelliğe ve ilişkilere değer verirler. İlişkilerinde karşı tarafı desteklemeye, yardımcı olmaya ve korumaya çok zaman ayırırlar.
Kadınlar için en önemli değer, mutluluk, hüzün, acı gibi duyguların yoğun bir şekilde karşı tarafla paylaşılmasıdır.
Kadınlar neden çok konuşur? Kadınlar, karşılıklı destek için konuşur, sorar ve iletişim kurar. Her kadının, kendini iyi hissetmesi için konuşmaya ihtiyacı vardır.
Araştırmalara göre kadınlarda beynin sol tarafı sürekli çalıştığı için konuşma kapasitesi yüksektir; bir kadın günde 23bin kelimeye kadar konuşabilir.
Erkekler neden az konuşur? Erkekler, sonuç odaklı ve net konuşmaları tercih ederler. Detaylarla ilgilenmez, doğrudan sonuca bakarlar.
Araştırmalara göre erkeklerde beynin sağ tarafı sürekli çalışır ve işle meşguldur; bu sürede beynin dinleme ve konuşmadan görevli bölümü kapatılır. Erkekler, en iyi ihtimalle bir günde 12bin kelimeye kadar konuşabilir.
Kadın erkekten ne ister? Kadın, erkekten şefkat, anlayış, saygı, bağlılık, haklı görülme ve güvence bekler.
Erkek kadından ne ister? Erkek, kadından güven, kabul görme, takdir edilme, beğenilme, onaylanma ve teşvik edilmeyi bekler.






Mutlu ilişki için 9 önemli ipucu



Herkes ilişkisinde mutlu olmanın yollarını arıyor. Bunun için insan önce kendine bakmalı. Kendi iç huzurunu bulamamış, mutluluğu kendi kendine oluşturamamış insanların ilişkileri mutsuzluğa mahkum oluyor. Kişisel gelişim uzmanı Ömer Yalçın, ilişkilerde mutlu olmak açin 9 ipucu belirlemiş. Hepsi basit, kolaylıkla yapılabilecek şeyler

1) KOŞULSUZ SEVGİ
Tam anlamıyla ‘seviyorum’ kelimesinin içini doldurabilmek için gerekli olan şey koşulsuz sevgidir. Bu duyguyu yakalayabilmenin yolu insanın kendisini sevmesinden geçer. Sizin dışınızdaki bütün etkenler değişkendir ve ortadan kalkabilirler. Sabit olan şey sizsiniz ve varlığı daim olmayan bir şeye karşı koşulsuz sevgi besleyemezsiniz. Kendimizi sevebildiğimiz zaman ve sonsuz sevgi kaynağının merkezinde kendimiz olduğumuzu anladığımızda bu sevgiyi başkalarıyla paylaşabiliriz.


2) SAYGI VE GÜVEN
Karşılıklı saygı ve güven bir ilişkide olması gereken olmazsa olmazlardandır. Güvenmeyeceğiniz insanı hayatınıza sokmayın mümkünse. Güvensizlik zamanla birbirinize olan saygının ortadan kalkmasına ve sizi adım adım mutsuzluğa götüren bir virüs gibidir. Saygı ve güvenin önündeki en büyük engel geçmişinizle birlikte getirdiğiniz ihtimaller zinciridir. Geçmişimizde yaşadığınız iyi ya da kötü her olayı deneyim olarak hayatımıza kattıktan sonra anı olarak olması gereken yerde bırakmalıyız. Bu tecrübeler yeni bir ilişkiye başlamadan önce hayatımıza alacağımız kişiyi seçmemize yardımcı olur sadece. Bir kişiyi seçtikten sonra korkularınızı, güvensizliklerinizi, iyi kötü her şeyi geride bırakıp yeniye yer açmayı bilmelisiniz.

3) DOĞRULUK
İlişkinizi bir inşaat olarak ele alırsanız bu inşaatın temelinde ‘güven’ yer almaktadır. Güven oluşturma ve devamlılığını sağlamanın en önemli koşulu ise doğruluktur. Yalan size anlık rahatlama sağlayabilir fakat zaman geçtikçe sırtınızda taşıdığınız ağır bir yük olmaya başlar. Düşünce ve davranışlarınızı fevkalade olumsuz manada etkiler. Yalan zamanla bağımlılık yapan çok kötü bir kişilik hastalığıdır. Kendisine yalan söylenmesinden hoşlanan birisine rastlamanız mümkün olmadığına göre, doğruyu söylemenin ödülü olan samimiyet duygusunu hissedebilmeniz için her zaman dürüstlük limanına demir atmamız gerekmektedir.


4) BEKLENTİLER
Değişen beklentiler ilişkinizi zedeler. Beklentilerinizi en başından iyi belirleyin. Sizi mutlu ve tatmin eden unsurları tam anlamıyla belirledikten sonra karşı taraftan beklenti içerisine girebilirsiniz. İlişki başladıktan sonra sürekli değişen beklentileriniz karşı tarafı ve sizi yoracaktır. Bunu başarmanın yolu kendini bilmekten geçer. Sen ne istediğini bilmezsen ve en başında doğru şekilde belirtmezsen, beklentilerinin karşılanmasını bekleme lüksün olmaz.


6) MASKELER
Bir ilişkide tam uyumu sağlamak için birbirinizi çok iyi tanımanız ve ortak duyguları paylaşmanız gerekmektedir. Hoşunuza giden insanı etkilemek adına sizi o güne kadar mutlu eden gerçeklerinizden uzaklaşıp onun sevdiği maskeyi takmak kendinize ve partnerinize yapacağınız en büyük kötülük olacaktır. Kendi hayallerinizi paylaşın, kabul görürse birlikte gerçekleştireceksiniz. “Evlendikten sonra bambaşka biri oldu” sözünün altında yatan ana faktör de budur. Flört döneminde hiç maç izlemeyen bir adam evlilikten sonra bir futbolcuya dönüşebiliyor. Aynı şekilde alışverişten hoşlanmayan bir kadın evlilik sonrası bir alışveriş bağımlısı çıkabiliyor. Sizi olduğunuz gibi seven birisi ile mutlu ve huzurlu bir ilişki süreci geçirebilirsiniz. Flört döneminde takacağınız maskeler mutluluğunuzun önüne çekilmiş birer duvardır.


8) ÇÖZÜM
Hayatta olduğu gibi ilişkilerde de her şey yolunda gitmeyebilir. Bunu öngörmeli ve her an sorunlarla karşılaşabileceğimizi en başından kabul etmeliyiz. Bu başlangıç kabulü bile sorunla karşılaştığınızda çözümün yarısını halletmeniz demektir. Kabul sorunun önünde bir kalkandır ve çözümü konuşabilmek için fırsattır. Soruna odaklanmak ve sadece onu konuşmak, sıkıntının büyümesinden başka hiçbir şeye fayda sağlamayacağı gibi iç huzurumuzu alt üst eden ve sonunda bizi depresyona kadar götürebilen sancılı bir süreçtir. Sorunun farkında olup kabullendikten sonra çözümle ilgili şeyler düşünmek ve konuşmak ise hem bizi hem karşımızdaki kişiyi rahatlatacak ve karşılıklı güven duygusunun perçinlenmesini sağlayacaktır.


9) KABUL ETMEK

Kusuru başkasında aramak çözümsüz bir bilmecenin cevabını bulmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Her ne koşulda olursa olsun başkalarında kusur ve hata aramak kendi iç huzurumuzun dengelerinin bozulmasına neden olacaktır. Her türlü eleştiri oklarını önce kendimize yöneltirsek kendi yanlışlarımızı görebilir ve bu sayede hem başkalarının kusurları ile ilgilenip huzursuz olmaktan kurtulur hem de kendi hatalarımızın farkına vararak onları düzeltme fırsatı bulabiliriz.



Mutlu çiftlerin yatak sırları

Yaprak Çetinkaya/Formsanté

Bir kadın, bir erkek ve bir ilişki… Dışarıdan bakınca hepsi birbirine benzer görünüyor. Oysa yaklaştıkça işin rengi değişiyor. Belki aynı restoranlara gidiyorlar, aynı filmleri izliyorlar, aynı mağazalardan alışveriş yapıyorlar, benzer işlerde çalışıyorlar yani “Aradaki 7 farkı bulun” türü bir bulmacaya örnek olabilecek kadar benzer fotoğraflar veriyorlar. Ancak bazen işin özünde, en gizli kapaklı yerinde çok büyük farklar yatıyor. Bir çift seks hayatında birbirlerini göklere uçururken, diğeri vasat ile yetiniyor, bir başkası ise kaç gündür sevişmediğinin çetelesini tutarken aylar geçiyor. Göklere uçmayı kim istemez? Ama bir yerde bir yanlış yapılıyor ve ipin ucu kaçıveriyor. Mutlu çiftlerin neyi farklı yaptığını araştırdık, çeşitli araştırmalardan bilgiler derledik. “Bir şeyler yapmalıyım ama ne?” diyorsanız aradığınız ipuçları burada…

Bir düzenleri var

“Akışa bırakmak” son zamanların gözde önerilerinden… Ama iş seks olunca bazen akışa bırakmak o kadar da doğru olmuyor. Yoğun iş temposu, çocuklar, hayatın diğer zorlukları derken bir de bakıyorsunuz ki o akış aylar sürmüş. Oysa mutlu çiftler her gün değil ama belirli bir düzende sevişiyor. Cinsel birliktelik çiftlerin yakınlaşmasını sağlıyor ve cinsellik olmadığında da tam tersine uzaklaşma başlıyor. Özellikle erkekler partnerleri ile yakın hissedebilmek için sekse daha çok ihtiyaç duyuyor. “Haftada kaç defa?” sorusuna takılmayın, ikinizi de mutlu edecek bir sayıda birleşin.

Dokunuyorlar
Mutlu çiftler birbirlerine sadece yatakta değil, her zaman dokunuyor. Bunun mutlaka seksi bir dokunuş olması gerekmiyor. Ama bazen de masum bir dokunuş işi bambaşka yerlere taşıyabiliyor. Böyle başlayan bir seks çok daha doğal ve tatmin edici oluyor. Gün içindeki küçük dokunuşlar adeta bir ön sevişme etkisi yaratıp sizi gece yaşanacak bir sevişmeye de daha güzel hazırlıyor.



Cezalandırmıyorlar

Mutlu çiftler partnerlerini asla “sevişmemek” yoluyla cezalandırmıyor. Böylece seksi bir güç savaşına dönüştürmüyorlar. Bu hale geldiğinde bir süre sonra iki taraf da seks istemez oluyor.

Seks diyeti ile cezalandırmak yerine bir dahaki sefere ona kızdığınızda kendinizi sözcüklerinizle ifade etmeniz en iyisi.

Gerçekçi davranıyorlar

Muhteşem bir dekor, aşırı istekli bir kadın ve erkek, hiç bitmeyecekmiş gibi devam eden bir seks, çok esnek vücutlar ve aynı anda orgazm olan ve çığlıklar atan bir çift. Tamam bir film sahnesi olarak çok hoş ve tahrik edici ama gerçek hayatla örtüşmeyebiliyor. Seksten beklentileriniz bu film sahneleri ise kısa sürede tatminsiz bir ilişkinin içinde kalmanız olası… Oysa mutlu çiftler gerçekçi davranıyor; her ilişkinin ve her seksin kendi dinamikleri olduğunu, taraflara göre şekillendiğini kabul ediyorlar ve kendi doğrularını buluyorlar.



Özel gecelerden vazgeçmiyorlar

Film sahnelerindeki seksi aramıyorlar dedik ama özel gecelere de hayır demiyorlar. Sadece evlilik yıldönümlerinde değil, yılın belli zamanlarında kendileri için özel zamanlar aratıyorlar, farklı deneyimler yaşıyorlar. Böyle romantik geceler yaşamak, özel giysiler ve iç çamaşırları satın almak mutlu çiftlere hala birbirlerini önemsediklerini ispat etme şansı da veriyor. Yeni yerlerde kalmak, ev işleri ile ilgilenmeniz gerekmeyen, çarşafların başkaları tarafından değiştirildiği otellerde sevişmek, tazelenmek, plan yapmadan, saate bakmadan yatakta vakit geçirmek mutlu çiftlerin tazelenme anları oluyor.

Güveniyorlar

Sağlıklı bir ilişkinin yapı taşlarından biri de güven… Birbirine güvenmenin yansıması yatakta kendini gösteriyor. Düşünsenize gün içinde kafanızı kuşkular doldurmuşken akşam aynı kişi ile çırılçıplak yatağa girmeyi kim ister? Özellikle kalbi ve kafası rahat olan bir kadın, yatağa duygularını da götürdüğü için kendini sekse daha çok veriyor.



Utanmıyorlar

Mutlu çiftler sevişirken ışığı kapatmıyor, aksine orgazm olurken birbirlerinin gözünün içine bakıyorlar! Yıllardır evli olan birçok çift ise bunu hala başaramıyor, utanıyor. Oysa bu seksi çok daha anlamlı, ateşli hale getiriyor, partnerleri yatakta denenebilecekler konusunda daha esnek hale getirebiliyor. Mutlu çiftler yatakta nerelerine ve nasıl dokunulması istediklerini de rahatça ifade ediyor.

Ateşlemeyi biliyorlar

Bu ayın ödemelerini nasıl yapacağını konuştuktan ve hatta ortaya karamsar bir tablo çıktıktan sonra sevişmeyi kim ister? Hatta mümkünse sırtlar dönülüp uyunur değil mi? Bu ezberi bozun artık. Böyle zor zamanlarda kendinizi karamsar moddan çıkarmanın en iyi yollarından biri de sevişmek. Bunun için para harcamanız ve daha fazla borca girmeniz gerekmiyor. Üstelik sevişirken beyin dalgalarınız düşüyor, daha gevşemiş bir halde oluyorsunuz ve Kuantum Yasası’na göre dileklerinizi çekmeniz daha kolay oluyor. Mutlu çiftler olumsuza odaklanmak yerine hayatın keyiflerine dalarak bolluk bereketlerini de artırıyor.



Oyuncular

Seks hayatları kadar günlük hayatlarını da zaman zaman oyuna çeviriyorlar. Fantezileri sadece yatağa saklamıyorlar. Beklenmedik çiçekler, kartlar, hediyeler, rezervasyonlar ile birbirlerini şaşırtmayı seviyorlar. Böylece “Seni önemsiyorum” mesajını da vermiş oluyorlar. Böyle bir sürprizin ardından yaşanan cinselliğin nasıl olabileceğini tarif etmemize gerek yok. Bu çiftlerin oyunculuğu yatağa da yansıyor. Fantezilere daha açıklar ve birbirlerine çekinmeden teklifte bulunuyor ve iki taraf da istekli olduğu zaman bu tür renkleri hayatlarına katıyorlar. Fantezileri nedeniyle birbirlerini yargılamıyorlar.

Bakımlılar

Bedeninize, cildinize, saçlarınıza, tırnaklarınıza düzenli olarak bakım yaptırmak öncelikle sizin kendinizi iyi hissetmeniz için önemli. Ancak aynı zamanda partnerinize de “Seni önemsiyorum” mesajı veriyor. Öte yandan siz kendinizi iyi hissettiğinizde libidonuz yükseliyor, bağışıklık sisteminiz güçleniyor, enerjiniz artıyor. Yani bakımlı olmanın kazançları saymakla bitmiyor. Hareket, bakım ve temiz kıyafetler... Fazlasına ihtiyacınız yok.

Pratikler

Her zaman uygun bir atmosfer ve saatlerce süren birleşme aramıyorlar, bazen de ayaküstü seks yaşayıp mutlu oluyorlar. Banyoda, klozetin üstünde, salonda, mutfakta, tam kapıdan çıkmak üzereyken; nerede olursa olsun hızlı bir birleşmeden de karşılıklı keyif alabiliyorlar. Hızlı bir sekste orgazma ulaşmak için birbirlerinin neye ihtiyacı olduğunu bildikleri için karşılıklı tatmin de oluyorlar.

Konuşuyorlar

İletişim, sağlıklı bir ilişkinin olmazsa olmazı ancak yıllar geçtikçe ihmal edilebiliyor. Mutlu çiftler mutluluklarını en çok da sağlıklı bir iletişime borçlular. Hem günlük hayatta hem de

yatakta konuşmadan anlaşılmayı beklemiyor, kendilerini ifade ediyorlar. Bunu yaparken de partnerlerine bağırıp çağırmıyor, küsmüyor, surat asmıyorlar. “Ev işlerinde bana daha fazla

yardımcı olmanı istiyorum” derken de, “Cinsel hayatımızı renklendirecek bir önerim var” diye adım atarken de yapıcı konuşuyorlar.


Özel kelimeleri var

Mutlu çiftler zaman zaman kimsenin anlamadığı bir dil konuşuyor. Bu bir kelime, bir cümle, bir film sahnesi olabilir. Onlara geçmişten gelen değerli bir anı hatırlatan bu kelimeleri bazen hiç beklenmedik yerlerde söyleyip sadece kendilerinin bildiği bir anıya gidiyorlar. Bu özel anlar birbirlerine daha da yakınlaşmalarını ve birlikte gülebilmelerini sağlıyor.




Evliliğin sağlığa 8 faydası


Evlilik hayat kurtarıcı bir emniyet kemeri gibidir. Evliliği rahatça, sağlıklı beslenme, spor yapma ve sigara içmeme gibi sağlıklı hayat tarzları ile aynı kefeye koyabiliriz. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, evliliğin, özellikle çiftler birbirine alışıp, birbirinin sağlıklı hareketlerini örnek almaya başladığında daha faydalı olduğu, ortaya çıkmıştır.
Evlilikte çiftlerin sağlık durumları adeta bir ayna gibidir. Çok sağlıklı bir erkeğin, sağlıksız bir eşi olması ihtimali oldukça düşük, sağlıklı bir erkek ise, eşinin de sağlığının kötü olması ihtimali yüksektir. Peki neden? Çünkü evlilikte çiftler, aynı ortamda yaşar, aynı yiyecekleri yer, aynı stresi paylaşır ve çoğu zaman aynı sporu yapar. Bu yüzden sağlıklı yaşamak, evlilikte çift taraflı kazanç getirir. Siz de, hazırladığımız 8 yöntemi uygulayarak, sağlığınıza iyilik yapabilirsiniz.
1-Birlikte çalışmak Her gün birlikte 3 kilometre yürüyecek vakit yaratın. Bu hem birlikte gevşeyip rahatlamanızı, hem de neredeyse 300 kalori yakmanızı sağlar. Birlikte yürüyüş yaparken zaman geçirmek ve sohbet etmek ilişkiye güzellik katacaktır.Birlikte yapmayı ertelememeniz gereken bir başka spor ise sekstir. Cinsel ilişki sırasında kalp atışları yaklaşık 50 kalori yakmanızı sağlar. Bunun dışında, vücut, kişiyi iyi hissettiren endorfin salgılar. Seksin beyin, kan akışı ve birçok organımıza daha faydası olur.
2-Birlikte kilo vermek Her zaman sağlıklı olmamız gerektiğini ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini konuşuruz, ama sonradan bunları unutur veya hayatın akışı sırasında geçiştirebiliriz. Aldığımız kararları atlamamak için düzenli bir programa ihtiyacımız vardır. Ayrıca, şekerli diyabete yol açabilecek glukoz toleransı durumundan endişeleniyor da olabiliriz. Birlikte sağlıklı yaşayıp, spor yaptığınızda daha hızlı kilo verdiğinizi göreceksiniz.
3-Kadın gibi yemek yemek Erkekler evlendikleri zaman sağlıklı beslenmenin ve yaşamanın meyvelerini toplar. Çünkü çoğu kadın diyet yapıyor ve sağlıklı beslenmek için çabalıyordur. Bu yüzden, erkek diyete başladığı zaman, eşinin yediklerini ve yaptıklarını örnek almalıdır. Kadın gibi yiyip, eşinizin taktiklerini izleyin.
4-Erkek gibi spor yapmak Eşiniz kadın gibi yemek yerken, siz de erkek gibi spor yapın. Eğer eşiniz tenis ya da basketbol oynuyor ise, onunla dışarı çıkın ve ona katılın.
5-Dostça tartışmak Yapılan birçok araştırmanın sonucuna göre, sağlıksız kişilerin mutsuz evlilikleri oluyor. Sağlıksız olmak, stres yaratan hormonun oluşmasına ve stresin getirdiği sinirlilik de tartışmaların çoğalmasına yol açıyor. Tartışmalardan ve stresten kurtulmak için sağlıklı yaşayın.
6-Tatile çıkmak Uzman araştırmacılara göre, düzenli olarak tatile çıkan erkeklerin kalp krizi geçirme ve kalp hastalıklarına yakalanma riski, çıkmayanlara oranla daha az oluyor. Özellikle en stresli dönemlerinizde eşinizle birlikte tatile çıkın. Tatilde bol bol yüzmeyi de ihmal etmeyin.
7-Sağlığınız için sorumluluk almak Sağlıklı yemeklerin yapıldığı ve stresi yenmek için yapılan sporların yer aldığı evlilikler daha uzun sürüyor. Böyle evliliklerde çiftler birbirini, brokoli yemek, daha erken yatmak, vitaminlerini almayı aksatmamak gibi konularda uyararak destek oluyor


Size aşık olduğunu nasıl anlarsınız


Bir erkek sizi her konuda kendinden önce tutuyor ve sizin geleceğinizi düşünüyorsa, sevdiğinden emin olabilirsiniz.
Günümüzde birçok erkek egosu yüzünden kadının başarısını yok sayar ya da yolunu kesmeye çalışır.
Eğer sizi cesaretlendiriyor ve hayallerinizi gerçekleştirmek için arkanızda duruyorsa, bu sizi sevdiği anlamına gelir.
Sizi kırdıktan sonra özür diliyor ve ne kadar sinirli olursa olsun kelimelerini özenle seçiyorsa, sizi üzmekten korkuyor demektir. Bu da bir erkeğin size bağlandığını ve sizi sevdiğini gösterir
Ailenize ve yaşam tarzınıza saygı gösteriyor ve ailenize nasıl yaklaşacağını biliyorsa, saygı çerçevesini aşmıyorsa sizi seviyor demektir.
Ters düştüğünüz bir konuda bile sizi dinliyor ve anlamaya çalışıyorsa, en önemlisi empati yapabiliyorsa, sizi seviyor demektir.
Günümüzde birçok erkek hayatı kolaylaştırmak yerine kadını sıkar ve hayattan zevk almasını engeller. Sadece sizin hayatınızı kolaylaştırmak için bile bir adım atıyorsa o erkeğin kıymetini bilin.
Fikirlerinize değer veriyor ve size saygı duyuyorsa sizi seviyor demektir.
Hayatınızı kolaylaştırmak için adımlar atıyor ve kendi hayatı pahasına olursa olsun bunu değiştirebiliyorsa sizi seviyor demektir.
Sadece iyi zamanlarda değil kötü zamanlarda da sizin yanınızda olabiliyor ve en sinirli, en üzgün, en kötü halinize bile katlanabiliyorsa sizi seviyor demektir.
Bir erkeğin aşık olduğunu gösteren davranışları sergilemiyorsa, üzgünüz ama size aşık değildir. Gerçekleri kabullenin ve hak ettiğiniz ilgiyi, aşkı, sevgiyi görebilmek için hemen o sizinle vakit geçiren erkekten uzaklaşın.





Cepteki kadın mısınız yedekteki erkek mi?
Bazı erkekler çeşitli tavlama oyunlarının ardından kadını elde ettiğinde başka bir havaya bürünür. O kadın için artık uğraşmayı bırakır. Çünkü o kadın artık ceptedir. Bazı kadınlar da ‘sevgili olmak’ için umutla bekleyen erkekleri yedekte tutar. Umut verir, oyalar, kaybolmasını istemez. Ama asla sevgili aşamasına geçirmez. İşte ‘cepteki kadın’ ya da ‘yedekteki erkek’ olup olmadığınızı anlamanın ipuçları...


CEPTEKİ KADIN MISINIZ?
1. Sevgiliniz başka her şeye zaman ayırıp bir tek size zaman bulamıyorsa...

2. Buluşma tekliflerinizi çeşitli bahanelerle sürekli geri çeviriyorsa ya da buluştuğunuzda bir an önce gitmek için huzursuz şekilde davranıyorsa...
3. “Bana soğuk davranıyorsun” dediğinizde “Benim yapım böyle, sevgimi gösteremem” diye cevap veriyorsa...
4. Arkadaşlarını, ailesini ve işini sizden daha ön planda tutuyorsa, yani siz onun hayatında neredeyse son sıralarda yer alıyorsanız...
5. Sizinle ortalıkta el ele, kol kola görünmekten çekiniyorsa...
6. Hayatıyla ilgili sorduğunuz soruları geçiştiriyorsa, kendiyle ilgili bilgi vermekten kaçınıyorsa.
7- İlişkinize dair konuşmaktan kaçınıyorsa...
8- “Geçmişte aldatıldım, o yüzden kadınlara güvenmiyorum” yalanını rahatlıkla söylüyorsa..
9- Aradığınızda size sıcak davranmayıp bir an önce telefonu kapatmaya çalışıyorsa.
10- Siz yanındayken cepten arayan her kadınla ilgili ‘Okuldan arkadaş, iş yerinden mesai arkadaşım’ gibi açıklamalar yapıyorsa...
11. Zaman zaman size ‘Evlenmeyi düşünmüyorum, zaten ben evlilik kurumuna da inanmıyorum’ şeklinde cümleler kuruyorsa...
12. ‘Seni üzmek istemiyorum’ sözünü sık sık kullanıyorsa...
13. Kendisi canı istediği gibi davranırken sizin üzerinizde ‘kıskançlık’ bahanesiyle baskı kuruyorsa...
14. Sizin her şeyinize karışıp, siz ona karışmaya kalktığınızda da ‘Benim hayatıma kimse müdahale edemez’ diyorsa...
15. En küçük bir tartışmada bile ipleri koparmaya, bırakıp gitmeye meyilliyse..



YEDEKTEKİ ERKEK MİSİNİZ?
1. Duygularınızı bütün samimiyetinizle açtığınız halde “Bunu düşünmek istiyorum” dediyse

2. “Bana zaman ver, seni biraz daha yakından tanıyayım” diye devam ettiyse
3. “Yeni bir ilişkiden çıktım, duygusal olarak hazır değilim” cümlesini kuruyorsa.
4. “Seninle çok güzel bir dostluğumuz var, bunun bozulmasını istemiyorum. Sevgili olursak aramızdaki bu yakınlık kaybolur” klişesinin arkasına saklanıyorsa...

5. Sanki hemcinsi bir dostuna anlatır gibi, eski sevgililerini size anlatmaktan hiç çekinmiyorsa...
6- Ağdasından, maniküründen, saçının boyasından söz edebiliyorsa.
7- Ne zaman birlikte, baş başa dışarı çıkmak isteseniz “Şunu da çağıralım” diyorsa..
8. Gittiğiniz bir yerde arkadaşlarını gördüğünde sizi masada unutup onlarla sohbete dalıyorsa
9. “Seni 10 dakikaya kadar ararım” dediğinde aradan 3 saat geçtikten sonra bile aramıyorsa, siz aradığınızda da rahatlıkla “Aaaa seni arayacaktım di mi, kusura bakma unutmuşum” diyebiliyorsa..
10. Evlenmek istediği adamı tarif ederken sizin özelliklerinize dair en küçük bir işaret dahi vermiyorsa...
11. Örneğin aynı iş yerindeyseniz, “Ben prensip olarak aynı yerde çalıştığım kimseyle beraber olmam. Ama sen farklısın... Yine de zaman ne gösterir bilemeyiz” gibi başı ile sonu birbirini tutmayan şeyler söylüyorsa...
12. “Ben çok seçiciyim, kolay kolay beğenmiyorum” derken gözlerinizin içine bakıyor ve aslında “Seni pek de beğenmiyorum” dediğini anlamanızı bekliyorsa..
13. Arkadaşlarının birlikteliklerinden söz ederken “Çocuğun şöyle işi var, böyle arabası var, şurada oturuyorlar” gibi maddi unsurları ön plana çıkarıyor ve sizin maddi anlamda yetersiz olduğunuzu çaktırmaya çalışıyorsa...
14. Tüm bunlara rağmen onu aramaya, sormaya, her çağırdığında gitmeye, başı sıkıştığında yardıma koşmaya, tüm imkanlarınızı seferber etmeye devam ediyorsanız.
Siz o kadın için ‘yedekteki erkek’sinizdir. Duygusal olarak birşey hissetmediği için ‘asıl’ olmanız çok zor. Sizden her istediğini aldığı için sevgili olmayı düşünmüyor olabilir.
Bir sevgili bulana kadar siz yedekte tutma ihtimali yüksek.




http://www.msn.com/tr-tr/yasam/iliskiler/niye-hep-yanl%C4%B1%C5%9F-ki%C5%9Fiye-a%C5%9F%C4%B1k-oluyoruz/ar-AA8sVoI?ocid=mailsignoutmd


http://www.msn.com/tr-tr/yasam/iliskiler/mutlu-%C3%A7iftlerin-yatak-s%C4%B1rlar%C4%B1/ar-AA8sOYo?ocid=mailsignoutmd

 

      HABERİ PAYLAŞ Bookmark and Share
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

 
 

SON YORUMLANANLAR

     
     
     
     

    SON HABERLER

     

    Kullanım Şartları | Reklam Verin | Künye | RSS | Bize Ulaşın |

    Tüm Hakları Saklıdır & ispartanews.com
     

    isparta haberleri Rss Haber, ısparta haber,ısparta haberler,ısparta news,haber ısparta,ısparta secim,ısparta siyaset,akp aday,haber32,manset32,